Akıllı Kent Mobilyası Alırken Yapılan Hatalar Neler?
Akıllı Kent Mobilyası Alırken Yapılan Hatalar Neler?
Akıllı kent mobilyaları, belediyeler için yalnızca yeni nesil bir ürün grubu değil; kamusal alan yönetimi, enerji planlaması, dijital altyapı ve uzun vadeli işletme stratejisinin bir parçasıdır. Ancak saha gerçekliği şunu göstermektedir: Birçok belediye bu ürünleri satın alırken teknik değil, yüzeysel kriterlerle karar vermektedir. Bu yaklaşım; ilk bakışta çalışıyor gibi görünen sistemlerin kısa sürede atıl kalmasına, beklenen faydayı üretmemesine ve kamu kaynağının verimsiz kullanılmasına yol açmaktadır.
Bu yazıda, belediyelerin akıllı kent mobilyası alırken en sık yaptığı teknik hataları, bu hataların nedenlerini ve nasıl önlenebileceğini net bir şekilde ele alıyoruz. Amaç ürün satmak değil; doğru satın alma kararını mümkün kılan teknik bir bakış açısı sunmaktır.
1. Akıllı Kent Mobilyasını “Ürün” Sanmak, “Sistem” Olarak Görmemek
Belediyelerin yaptığı en temel hata, akıllı kent mobilyasını tek başına bir ürün olarak değerlendirmesidir. Oysa akıllı bir bank, durak veya kamusal donatı; enerji üretimi, enerji depolama, veri iletimi, yazılım ve bakım süreçlerinden oluşan bütüncül bir sistemdir.
Sadece tasarımına, üzerinde USB çıkışı bulunmasına veya Wi-Fi özelliği olmasına bakılarak yapılan alımlar, sahada genellikle başarısız olur. Çünkü bu tür sistemlerin gerçek performansı, görünmeyen bileşenlerde gizlidir: Enerji dengesi, batarya ömrü, elektronik koruma seviyesi ve uzaktan izleme altyapısı.
Saha deneyimleri göstermektedir ki sistem yaklaşımı olmadan alınan akıllı kent mobilyaları genellikle ilk 6 ay içinde performans kaybı yaşar. Bunun temel nedeni, enerji üretimi ile tüketimin dengelenmemesi ve bakım sürecinin baştan planlanmamasıdır.
Belediyelerin bu noktada ürünü “ilk kurulduğunda çalışıyor mu?” sorusuyla değil, 10 yıllık kullanım senaryosunda sürdürülebilir mi? sorusuyla değerlendirmesi gerekir.
Propysalford’un yaklaşımı, akıllı kent mobilyasını bağımsız bir obje olarak değil, kent altyapısına entegre olan bir sistem olarak ele alır. Bu fark, satın alma kararının kalitesini doğrudan belirler.
2. Enerji ve Batarya Hesaplarını Gerçek Kullanıma Göre Yapmamak
Güneş enerjili akıllı kent mobilyalarında en sık yapılan teknik hatalardan biri, enerji hesaplarının teorik verilere göre yapılmasıdır. Bir ürünün üzerinde “güneş enerjili” ibaresinin bulunması, o sistemin yıl boyunca istikrarlı çalışacağı anlamına gelmez.
Birçok projede güneş paneli alanı, batarya kapasitesi ve günlük enerji tüketimi; gerçek kullanım senaryoları yerine katalog verilerine göre belirlenir. Bu durum özellikle kış aylarında sistemlerin tamamen devre dışı kalmasına neden olur.
Doğru yaklaşım, enerji bütçesinin en olumsuz senaryoya göre hesaplanmasıdır. Düşük güneşlenme süresi, kısa günler, soğuk hava koşulları ve artan enerji ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir. Aksi halde sistem yaz aylarında sorunsuz çalışır, kış aylarında ise “arızalı” olarak algılanır.
Batarya seçiminde de benzer hatalar yapılmaktadır. Sadece kapasite değeri üzerinden seçilen bataryalar; çevrim ömrü, sıcaklık dayanımı ve derin deşarj toleransı dikkate alınmadığı için kısa sürede performans kaybı yaşar.
Propysalford projelerinde enerji ve batarya hesaplamaları, bölgesel iklim verileri ve gerçek kullanım süreleri dikkate alınarak yapılır. Bu sayede sistemler yıl boyunca operasyonel kalabilir.
3. Bakım ve İşletme Sürecini Satın Alma Aşamasında Planlamamak
Bir diğer kritik hata, akıllı kent mobilyalarının “kurulup bırakılacak” sistemler gibi düşünülmesidir. Oysa akıllı sistemlerin tamamı düzenli izleme ve planlı bakım gerektirir. Buna rağmen birçok belediye, satın alma aşamasında bu sürecin nasıl yönetileceğini tanımlamaz.
Bakım periyotları, yedek parça erişimi, yazılım güncellemeleri ve uzaktan izleme altyapısı net değilse sistemler zamanla kontrol dışı kalır. Arızalar çoğu zaman ancak vatandaş şikayetleriyle fark edilir ve bu noktada maliyet ciddi biçimde artar.
Modüler tasarıma sahip olmayan ürünlerde küçük bir elektronik arıza, tüm sistemin devre dışı kalmasına neden olabilir. Bu durum hem operasyonel zorluk yaratır hem de kamusal alanda güven kaybına yol açar.
Doğru satın alma yaklaşımı, bakım ve işletme kriterlerinin ihale ve teknik şartnamenin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesidir. Hangi bileşenlerin değiştirilebilir olduğu, bakım süreleri ve uzaktan izleme imkanları baştan net şekilde tanımlanmalıdır.
Propysalford’un geliştirdiği akıllı kent mobilyaları, bakım ve işletme süreçleri öngörülerek tasarlanır. Amaç, belediyelerin operasyonel yükünü azaltmaktır.
4. Teknik Şartnameyi Pazarlama Metni Gibi Hazırlamak
Belediyelerin yaptığı bir diğer yaygın hata, teknik şartnamelerde ölçülebilir kriterler yerine pazarlama ifadeleri kullanılmasıdır. “Dayanıklı”, “uzun ömürlü”, “akıllı” gibi tanımlar teknik karşılığı olmayan ifadelerdir.
Sağlıklı bir teknik şartname; malzeme sınıfları, batarya çevrim ömrü, enerji dengesi, IP koruma sınıfı, elektronik güvenlik seviyesi ve izleme altyapısı gibi net ve doğrulanabilir kriterler içermelidir.
Aksi halde farklı kalite seviyesindeki ürünler aynı görünür ve sağlıklı bir karşılaştırma yapılamaz. Bu da satın alma sürecinin en başından hatalı ilerlemesine neden olur.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Belediyeler akıllı kent mobilyası alırken en sık hangi hatayı yapıyor?
Akıllı kent mobilyasını sistem olarak değil, yalnızca tekil bir ürün olarak değerlendirmek.
Güneş enerjili akıllı banklar neden kışın çalışmıyor?
Yanlış enerji bütçesi hesapları ve yetersiz batarya kapasitesi nedeniyle.
Akıllı kent mobilyalarında bakım neden kritik önemdedir?
Bakımı planlanmayan sistemler kısa sürede devre dışı kalır ve kamu kaynağı israfına yol açar.
Teknik şartnamede mutlaka hangi kriterler yer almalıdır?
Enerji dengesi, batarya ömrü, modülerlik, elektronik koruma ve uzaktan izleme kriterleri.
İlgili: Akıllı Kent Mobilyaları Sözlüğü
